Ecce Homo

İnsan manzaraları – Sokak görüşü
Bu seri halen devam etmekte olan bir proje. 2010 yılında başladım ve dünyanın farklı kentlerinde seriyi geliştirmeye devam ediyorum: Vancouver, Seattle, Paris, Marakeş, Londra, Amsterdam, Atina, Berlin, Kopenhag, Stockholm, İstanbul, Leeuwarden, Osaka, Tokyo ve Kyoto. Daha önceki çalışmalarıma bakıldığında tipik bir belge, insan veya sokak fotoğrafçısı olduğum söylenemez. Belli bir süre insanı merkeze alan bir fotoğrafçılık eylemi yapmaktan kaçındığımı itiraf etmeliyim. Bu çeşit bir çalışma yapmaya karar verdiğimde ise becerebildiğim kadarıyla kendine has bir içerik ve görsel dil oluşsun istedim.

Fotoğrafların bazılarını 14 mm süper geniş açı ile bel hizasından bakaç kullanmadan çekiyorum, bu yüzden kadraj insiyaki bir şekilde oluşuyor. Bunun çeşitli avantajları oluyor. Birincisi, insanlar çekildiklerinin farkında olmadıkları, fotoğrafçı kamerayı direkt olarak yüzlerine doğrultmadığı için poz vermiyorlar. Bu sayede anlık, doğal, manipüle edilmemiş yüz ifadeleri, mimikleri, vücut duruşlarını belgelemek olası hale geliyor. Zamanınızda gözümüze çarpan insan hallerinin ne derece hakikat taşıdığı bilinemiyor. İnsanların kendilerine estetik müdahaleler yaptırması, bir de üstüne fotoğraflar çekildikten sonra çeşitli kusur diye addedilen (ama belki de insanların alamet-i farikası olan) detayların kusursuzluk adına silinmesi, medyada karşımıza çıkan insan tasvirlerini güvenilmez kılabiliyor. İşte bu aşamada insanların manipüle edilmemiş hallerinin kayıt altına alınması önem kazanıyor. Diğer avantaj ise bel hizasından çekim yönteminin getirdiği “çocuk fotoğrafçı” bakışının devreye girmesi. Çocuk fotoğrafçılar boyları itibariyle daha alt bir seviyeden gözlem yapıyorlar. İnsanlar çocukları kameraman, fotoğrafçı, muhabir, gazeteci gibi işin profesyonelleri kadar ciddiye almadıklarından, onlara poz vermeyi yetişkin fotoğrafçılar çekerken önemsedikleri kadar önemsemeyebiliyorlar. Bu da çocuk fotoğrafçının zamanı kendine has bir şekilde durdurabilmelerine yol açabiliyor.

Farklı kentlerde binlerce deneme yaptım, yapmaya devam ediyorum. İçerik, estetik ve an itibarıyla kayda değer bulduğum fotoları dikey yönde 1:3 oranında kadrajlayıp beşli poliptik fotolar olarak yanyana getiriyorum. Fotoğrafların bu şekilde yan yana getirilmesinde sanıyorum mimarlık geçmişim rol oynadı, çünkü bu beşlilerle, ön planda olan insanlara arka plan oluşturan hacimlerin birlikteliği üzerinden bir mimari kurgulamaya çalışıyorum. Daha sonra, beşlilere ek olarak, tekil dikey fotoğrafların içinden kare detaylar üretmeye başladım ve bu seriyi sergileme formatına ek bir boyut getirmeyi amaçladım. Şu an itibariyle seriyi bu iki farklı ölçek üzerinden paylaşıyorum.

Seri başlığının diğer parçası olan “sokak görüşü” ise başka bir boyuta dikkat çekiyor. Öznelerin izni olmadan çekilen fotoğrafların oluşturduğu bütün; bir yandan doğal insan halleri, ifadeleri, vücut postürleri içerirken diğer yandan Google Street View ve güvenlik kameraları tarafından icra edilen izinsiz görüntüleme eylemine de gönderme yapıyor. Güvenlik kameraları bizi kötülüklerden korumak adına, sokaklarda neredeyse her yaptığımızı kayıt altına alıyor. Google’ın verdiği “Street view” (sokak görüşü) hizmeti ise güvenlikten daha çok, seyahat edemediğiniz veya seyahat edeceğiniz yerler hakkında size önizleme, intiba edinme fırsatı sunuyor. Google’ın çok kafalı, 360 derece görebilen ve bir arabanın tepesine yerleştirildiği için yaklaşık 2,5 metre yükseklikten kaydeden özel kamerası, araba belli bir hızda hareket ederken önüne ne gelirse insanlardan izin almadan çekiyor. Bu kayıt sırasında kayda takılan bazı anlar o kadar mahrem, özel, kendine has olabiliyor ki Michael Wolf gibi daha önce hiç “kendine mal etme” yöntemi ile işler yapmamış bir fotoğrafçı bile, Google’ın sunduğu bu ortamı alışagelmedik bir sokak fotoğrafçılığı eylemi için kullanma heyecanı duyuyor.

Wolf, bilgisayarında görüntülediği ve Google’ın özel kamerası ile çekilmiş anonim fotoğrafları, kendi fotoğraf makinesi ile ekrandan makro röprodüksiyonlar yaparak başkalaştırıyor. Alman fotoğrafçı yakın zamanda bu serisini belgesel fotoğrafçılığın en sağlam kalelerinden birisi olan World Press Photo yarışmasına yollayarak mansiyon ödülü kazandı. Bu ödül hala devam eden büyük tartışmalara yol açtı: Birçok kişi Google Street View fotoğraflarının başkalaştırılarak belgesel sokak fotoğrafı olarak sunulmasını kabul etmeye hazır değil(di). Wolf’dan daha önce Jon Rafman’ın da izlediği bu süreç sonunda ortaya çıkan fotoğrafları ciddiye alma eğiliminiz olmasa bile, her iki fotoğrafçının da işlerine bakmanızı muhakkak öneririm. Kendine mal etme (appropriation) sonrası ortaya çıkan kadrajlanmış sokak görüntüleri birçok iddialı sokak fotoğrafçısının işlerinden daha dikkat çekici.

‘İnsan manzaraları – Sokak görüşü’ serisi her ne kadar bu konuya dikkat çekmek amacıyla düşünülmediyse de; izinsiz çekim, kayıt, gözleme, izleme, takip etme, fotoğrafta etik, model rızası / imzası gibi konuları gündeme getirecek bir potansiyel taşıyor. Seriye dahil ettiğim insanları seçerken herhangi bir yaş, cins veya fiziki özellik gözetmiyorum. Yaşadıkları kentin, kültürün kendine haslıklarını aktarabilme olasılığı taşıyan imleyen, gösterenler barındıran insan hallerini tercih ediyorum.

Serinin solo sergisi henüz açılmadı, sanıyorum 2012 sonu veya 2013 başı gibi bir tarihte sergiye dönüşebilir. Bir adet dörtlü, 14 Eylül – 9 Ekim 2010 tarihleri arasında Sanatorium Çağdaş Sanat Galerisi’nde; Ahmet Elhan, Alp Esin, Arif Aşçı, Burcu Aksoy, Ferit Kuyaş, Orhan Cem Çetin ve Sıtkı Kösemen’in de işlerinin bulunduğu “Kural yok” başlıklı bir karma sergide sergilendi. 3 adet tekil iş New York Fotoğraf Festivali’nin “Humankind” temalı sergisine seçildi. En son olarak da seriden 2 adet üçlü, 2 adet beşli, 24-27 Kasım 2011 tarihleri arasında gerçekleşen Contemporary Istanbul Sanat Fuarı’nda sergilendi.

————————————————

Humanscapes – Street View

We are living in the age of image. As Baudrillard argues, in modern society, the simulated copy has superseded the original object or the original experience. People are more concerned about their image than their actual state. This is why the media platform is full of beautified and idealized images of model characters that present the prototypical pretentious and illusionary appearances that people are supposed to adopt. This series of photographs, taken with a 15mm super wide angle lens from the waist level without looking through the viewfinder, is intended to obtain the candid face impressions and body postures and avoid the above mentioned deceitful manifestations. The series is also thought as a catalog study of various states of mind, moods, acts, behaviors, preferences, feelings, attitudes, manners, interests, occupations of various types of people from all ages and different geographies in the world. The proposed 5-photo sequencing in the form of polyptychs aims to group different people of similar states in the above mentioned phases of the cycle of life.

The presently much ominous notion of surveillance, violation of personal privacy in the name of security, disturbing presence of the excessive numbers of CCTV cameras constitute the other important aspect of this study. As the aim was to capture people’s genuine modus vivendi, the photography had to be carried out without the subjects’ consciousness. This act of clandestine recording reminds ‘big brother’s surveillance technique (or Google Street View application); yet it ends up as the artist’s appropriation of this technique, not to safeguard the imposed notion of security, but to remind individual insecurity that we develop against the brutal measures of the so-called state security.