İkon Olarak Endüstri / Industry As Icon

İkon Olarak Endüstri: Endüstriyel Estetik – Murat Germen

 
Endüstriyel estetiğin kendini beğendirme, satma gibi bir endişesi yok; bu estetiği örnekleyen yapıların kendilerini var edebilmek için milyonlarca adet satılması gerekmiyor. Bu yüzden endüstri yapısı ne kadar gerekiyorsa “o kadar tasarlanıyor” ve ortaya, çok yalın, içten, yarışmayan ve en önemlisi kolay anlaşılır, dışlayıcı olmayan bir tasarım dili çıkıyor. Sanayi yapılarındaki bu arka planda kalma olgusu kimliklerinde bir anonimleşmeye yol açıyor, ki anonim olan tarih boyunca hep danışılan, hatta kopya edilen olmuştur. Bu anonimlik, endüstri estetiğinin hiçbir “izm”le veya akımla direkt olarak bağdaştırılmamasına da yol açmıştır. Tersine bazı izm’ler endüstri estetiği üzerine temellendirilmiş veya ona referans vermişlerdir.

 
Endüstri yapısının kendisini istem dışı “dayatan” bir güzelliği vardır, amacı kendisini size beğendirmek olmasa da. Bir köşede kendi başına oturmuş, sakin, kendinden emin görünen ve sade kişiliğinin altında derin ve karizmatik bir şahsiyet taşıyan bir birey gibidir (Walter Gropius bu olguyu “endüstri yapılarının amaçlanmamış güzelliği” olarak adlandırır). Endüstri estetiğinin karizmatik minimalizmi, yapmacık tavırlı değil, katışıksız ve nesneldir, parlak bitmiş yüzeyler oluşturma amacıyla ortaya çıkmamıştır.

 
Endüstri estetiği kavramına ilişkin ironik bir paradoks ise, endüstrinin, tekörnek nesneler oluşturma amacı üzerine kurulu bir fabrikasyon süreci olmasına karşın, endüstri yapılarının bizzat kendilerinde bu aynılığa, benzerliğe, yeknesaklığa rastlanmamasıdır. Yapılar, üretilecek ürünün nitelik ve niceliğine göre çeşitli kombinasyon ve ölçeklerde şekillenmekte, yerel kaynaklara / ulaşım arterlerine olan uzaklıklar aynı işlevdeki binaların bile farklı tasarımlandırılmasına yol açmaktadır. Bu çeşitlenme de ilerleme potansiyeli taşıyan bir bitmemişlik, sürprizli mekanlar, her daim farklı bakış açıları elde edebilme olasılıklarını gündeme getirmektedir. Öte yandan, aynı konuya tersinden bakacak olursak, her ne kadar tekil yapılar arasında tıpkılıktan, hatta benzerlikten konuşulamasa da, genelde bir bütün olarak bunlar arasında türdeş olmalarından kaynaklanan bir özdeşlik ve evrensellik söz konusudur. Farklı ülkelerdeki endüstri yapılarının mimarileri arasındaki fark, “olağan” yapıların mimarileri arasındaki fark kadar bariz değildir; endüstri mimarisinde kayda değer bir yerellikten bahsetmek çok kolay sayılmaz.

 
Endüstri estetiğinin ille de sanayi devrimi / makine çağı ile bağdaştırılan “pürizm” veya “mükemmel form” ile birebir ilişkisi olduğunu düşünmüyorum. Endüstri yapılarının kaydetmeye çalıştığım doğalarında pürizmin ötesinde, derin ve hatta içselleştirebileceğiniz bir “enformellik” ve “uyarlanabilirlik, esneklik” olduğu görüşündeyim. Bu seri, endüstriyel estetiğin karmaşık, katastrofik görselliği içinde gizli yalınlık ve içtenliği kutsamayı ve tekrar göz önüne sermeyi amaç ediniyor. Sanayi yapılarındaki mimari açıdan heyecan ve esin verici hacim-mekan ilişkilerine dikkat çeken, ticari bir yarışa dönen tasarımın sorgulanarak yeniden düşünülmesini öneren bir girişim olarak da nitelenebilir. Bu çalışmanın örneklediği görselliğin aynı zamanda da bir emek estetiği olduğunu anımsamamız dileği ile…

———————————–

Industry as Icon: Industrial Aesthetics – Murat Germen

 
Industrial aesthetics is not about ingratiating, promoting or selling itself, buildings sampling industrial aesthetics do not have to sell in millions in order to exist. As a consequence, industrial buildings are designed “to a necessary degree” and the resulting design language is very straightforward, sincere, non-competitive, and most important of all, non-exclusive. The fact that industrial buildings tend to remain in the background as a result of above mentioned attitude, leads to a certain anonymity in their identities, and throughout history, the anonymous has always been a reference point and a source of inspiration. This anonymity, causes industrial aesthetics to remain disconnected / independent from any “ism” or movement. On the contrary, there are a number of “ism”s that have been based on, or have referred to industrial aesthetics.

 
Even though an industrial building does not aim to promote itself, it has a beauty that inadvertently “imposes” itself. It is like an individual sitting alone in a corner who; beneath his calmness, confidence, and simple appearance, has a deep and charismatic personality (Walter Gropius calls this “the unintentional beauty of industrial buildings”). The charismatic minimalism of industrial aesthetics is not a pretense, it is pure and objective; it has not emerged to create finished, glossy surfaces.

 

An ironical paradox regarding the concept of industrial aesthetics is that while industry is a mass manufacturing process aiming towards creating uniform objects, industrial buildings themselves do not exhibit such uniformity, sameness, or monotony. Buildings are shaped in various combinations and sizes depending on the quantity and quality of the products, and even buildings with the same function differ in design according to distance to local resources and transportation arteries. This variety introduces an incompleteness that has potential for future development, spaces that are full of surprises, and the possibility to obtain different points of view. On the other hand, though individual buildings are not replicas of each other, there is a certain level of homogeneity and universality among them due to their common typology. The distinction between industrial buildings of various countries is not as pronounced as the diversity between indigenous architectures of these countries; it is not easy to talk of a particular native quality in industrial architecture.

 
I don’t believe industrial aesthetics is directly connected to the notions of “purism” or “perfect form” associated with the industrial revolution and the machine age. I believe there is a certain depth of “informality” and “adaptability, flexibility” that you can internalize in the nature of industrial buildings. This series aims to celebrate the straightforwardness and sincerity hidden in the complex and catastrophic visuality of industrial aesthetics, and to bring it once again to the forefront. It can also be envisaged as an attempt to discover architecturally exciting and inspiring space / location relationships in industrial buildings, and to propose a reconsideration and re-evaluation of design, which has turned into a commercial race. I hope we remember that the visual material depicted in this exhibition also constitutes an aesthetics of labor…